BEŞİKDÜZÜ'NE AİT BİR VAKFİYE

Vakfiyenin Transkripsiyonu;

Bin Ğuruş ve Daha Ziyade Meblağ ve Kıymeti Havi Hüccet Tahririne Mahsus Varaka

Kıymeti on ğuruştur.
Kadının onayı : Cemaziye’l – Ahir 1326 (1910)

Elhamdülillahi ala külli hal, el münezzeh anit-teğayyür ve’l intikal. Ve’s salatü ve’s - selam ala Muhammed’ini’l mevsuf bi makarimi’l ahlak ve muhasini’l hisal ve ala alihi

Ve eshabihi’l aricine ila mearici’l – Kemal. Emma ba’d : iş bu vakfiyyetü’t – tahavi ve vesika-i şer’iyyetü’l metavinin tahrir ve inşa ve tasdir ve imlasına

Badi oldur ki : Medine-i Trabzon nevahisinden Şarlı nahiyesine tabi Bayır Mahalle karye Ahalisinden sahibu’l hayrat ve’l –Hasenat Kalaycı oğlu Muhammed Efendi

İbni Hacı Kamil Efendi Bin İsmail Efendi, nahiye-i mezkür hükümet konağında, mahkeme-i şer’iyyeye mahsus odada mek’ud meclis-i şer’i şerif-i enverde zikri ati vakfa

Li ecli’t Tescil mütevelli nasb ve ta’yin eylediği karye-i mezkürden Kalaycı oğlu Hasan Efendi bin Hacı Kâmil Efendi mahdarında ikrar-ı sahih-i şer’ii ve itiraf-ı sarih-i meri

Eyleyup salifu’z zikr Şarlı nahiyesinin Nefs kasabasında medrese ittisalinde kain, şarken : Çarşu meydanı ve ba’zan Tarik, ve Ğarben : medrese hisarı, ve şimalen kabristana

giden tarik, ve cenuben : Tarik-i âm ile mahdud bina ve inşa eylediğim birbirine muttasıl sekiz bap dükkanı hisbeten lillahi’s Samed vakf-ı sahih-i şer’ii ve habs-ı sarih-i mer’ii ile

Vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta’yin eyledim ki : Dakakin-i mezkürler senevi bi’l -yed-i mütevelli icare-i şeriyye ile ahare icar olunup hasıl olan ğallesinden tekalif-i

Sultani ba’de’l-eda baki her ne fazla kalur ise dekakin-i mezkürlerin ta’mir termimleri ba’del-ecr ebkiye kalan medrese-i mezkurun ta’mir ve termimine harc ve sarf oluna ve medrese-i

Mezkür ta’mire muhtaç olmadığı surette ğalle-i mezkür medrese-i mezkürde müderris olan efendiye virile. Ve vakf-ı mezkürün tevelliyeti hayatda oldukça bana ait olup

Vefatımdan sonra evlad-ı zükurun ekberi batnan ba’de batn ve neslen ba’de nesl mütevelli ola deyu ta’yin-i şurut ve tebyin-i kuyut berle dekakin-i mahdut-i mezkürleri fariğan

Ani-ş-şevağil mütevelli-i mezbure teslim, ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve teslim, ve sair mütevellilerin evkafda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde, ğıbbe’t-Tasdikiş-

Şer’i vâkıf mûmâ ileyh canib-i şikaka azım ve mütevelli-i mezburler ile husumet ve nizaa cazim olup vakıf âkar imam Azam hazretleri indinde sahih,

Lakin menzile-i ariyetde olup şeref-i luzumi müstelzim olmamağle vakf-ı mezkürden rücu’ caiz olmağla dekakin-i mezkürleri kel evvel mülküme istirdat eyledim

dedikte mütevelli-i mezbur dahi cevaba tesaddi ile eğer çi inde’l-imam Azam hal-i besta ve tafsil olunan minval üzere olduğu cay-i işkal değildir lakin

Arif-i hemedani Ebu Yusuf eş-şehir bil imam essani indehu : vakıf mücerret vekaftü dimekle ve imam Muhammed bin Hasan eş-şeybâni indehu

ve te’yid-i zikriyle vakıf lazım olur deyü red ve teslimden imtina ve bu cihetle husumet ve niza idüp huzur-i şer’iyyemizde müterafian

Ve her biri mübteğasınce fasl ve hasme taliban olduklarında taraf-ı şer’i şerifden dahi vakf canibi evveli ve ahiri görülüp alimen

bi’l-hilafi’l-cari vakf-ı mezkurun sihhat ve luzumuna hukm-i sahih-i şer’i ve kada-i sarih-i mer’i olunup min ba’d vakf-ı mezkur sahih ve lazım oldu.

Fe men beddelehü ba’de ma semiahü fe innema ismuhu alellezine yübeddilünehü. İnnellahe semiun alim. Haberi zalike, ve Hurrire fi’l-yevmi’s-samin min şehri cumaziyel ahirde

lisene sitte ve işrin ve selase mie ve elf.

Seyyid zâde Hacı Hasan Efendi bin Ali Ağa
Bin Ali zâde Hacı Mustafa Ağa bin Muhammed Efendi
Çolak zâde Hacı Ömer Ağa bin Ali Ağa
Bahadır zâde Hacı Muhammed Efendi bin Abdullah Efendi
Hacı Bekir Efendi zâde Hacı Osman Efendi bin Bekir Efendi

BEŞİKDÜZÜ'NE AİT BİR VAKFİYE

2

Vakfiyenin Günümüz Türkçesi

Bin Kuruş ve Daha Fazla Kıymetteki Sözleşmeleri Yazmaya Mahsus Kağıt

Kıymeti on kuruştur.
Hakimin onayı: Cemaziyel-ahir 1326 (1910)

Her türlü değişiklik ve yerleşmeden beri olan Allah’a hamd olsun. Salat ve selam güzel ahlak ve en güzel vasıflar kendinde olan Muhammed üzerine

Ailesine ve en olgun özelliklere sahip olan arkadaşlarına olsun. Bundan sonra: Bu geniş ve detaylı şer’i vesikanın yazılması şundan dolayıdır:

Trabzon İlinin nahiyelerinden Şarlı nahiyesine bağlı Bayır Mah. Köyünden hayır hasenat sahibi Kalaycı oğlu İsmail Efendi oğlu Hacı Kamil’in oğlu Muhammed Efendi

İsmi anılan hükümet konağında şer’i mahkemeye ait odada teşekkül eden resmi heyet huzurunda aşağıda konusu gelecek vakfın tesciline yetki verdiği,

Aynı Köyden Hacı kamil Efendi oğlu Hasan Efendi’nin huzurunda geçerli ikrar ve doğru ifadeyle

Yukarda adı geçen Şarlı nahiyesinin Nefs kasabasındaki okul bitişiğinde: Doğusu: Çarşı meydanı ve yolun bir bölümü Batısı: Okul duvarı Kuzeyi: Mezarlığa giden yol

Güney: İse umumi yol ile çevrili birbirine bitişik sekiz kapısı olan sekiz dükkânımı Samed olan Allah’ın rızası için geçerli resmi vakıf olarak

vakfederek şartlarımın şunlar olduğunu bildiririm: Adı geçen dükkânlar mütevelli tarafından senelik olarak başkalarına kiraya verilecektir.Elde edilen gelirden

resmi giderlerden artan meblağ bu dükkanların büyük ve küçük tamir masraflarına harcanacaktır.

Geriye kalan miktar da okulun öğretmenine verilecektir. Bu vakfın mütevellisi olma hakkı ben hayatta oldukça bana aittir.

Vefatımdan sonra ise nesilden nesile geçerek erkek çocuklarıma aittir. Bu şartları koyduktan sonra adı geçen dükkanları boş olarak

mütevelliye teslim etti. Mütevelli ise talim aldıktan sonra vakfiyedeki şartlara uygun tasarrufta bulunmuştur.

Tasdik işinden sonra Hanefi hukukçuları arasındaki ihtilafa da işaret etmek gerekir. Vakfettikten sonra vakıftan dönmek İmam Azam’a göre geçerlidir.

Bu görüşe göre dükkanlar tekrar vakfedenin mülkü olursa da

Mütevelli itiraz ederek şu görüşü açıklamışlardır: Hanefi fakihi İmam ebu Yusuf ve İmam Muhammed’in görüşlerine göre:

Bir Gayri menkul ''vakfettim'' demekle vakfedilmiş olur.

Vakıf geçerli hale gelir: Bu fetvaya göre vakfedenin vazgeçme isteği kabul edilmez.

Vakıf konusunda şüphe ve itirazlar olsa bile verilen fetvaya göre

İtirazlar geçersiz sayılır ve vakıf kesinleşmiş olur.

Ayette şöyle buyrulur: “Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vaziyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) bilir.” (Bakara:181)

Bu metin Cemaziyel-ahirin sekizinci günü yazılmıştır.

Bin üç yüz yirmi altı senesinde yazılmıştır.
Hazır olup imza atanlar:
Seyit oğlu Muhammed Efendi oğlu
Ali oğlu Hacı Mustafa Ağa’nın oğlu
Ali Ağa’nın oğlu Hacı Hasan Efendi
Çolakoğlu Ali Ağa’nın oğlu Hacı Ömer Ağa
Bahadır Oğlu Abdullah Efendi’nin oğlu Hacı Muhammed Efendi
Hacı Bekir oğullarından Hacı Bekir Efendi’nin oğlu Hacı Osman

İSKENDER PAŞA VAKFI VAKFİYESİ

1

"Mustafa Bey oğlu İskender Paşa”ya ait (938) tarihli Vakfiye’sinin bazı dua cümleleri hariç olarak tercümesidir.

Hamdüsena ol allahü azimüşşana mahsustur ki ziyâdar olan şeriat nurlar ile zulum karanlıklarını izale ve şeri delillerle hükümleri beyan ve âyeti aliyyesile helal ve haramı iyzah eyledi ve mahlûkatın ulusu Hazreti Muhammed'le İslâmi ızhar eyledi. Cenabı Hak'kın salat ve selâmı sabah akşam Hazreti Muhammed'le âl ve ashabi üzerlerine olsun.

Hamdüsena ve salatü selâm vecibesini edadan sonra : Muhakkak dünya meserret karargâhı değil, aldatıcı bir yer ve kaçılacak bir mahal olup, karar kılacak yer değildir. Nimetleri zevale mâruz ve içinde oturanlar göçücü misafirlerdir. Fevz ve necat sahipleri dünyayi kendileri için azık edinenlerdir ve ihtiyaç zamanı için azık iddiahan ve infak edenlerdir. Vakıf dahi bir hasenedir. Faideleri sağlık ve ölüm hallerinde yenilenir nitekim Seyyidimiz ve Peygamberimiz Hazreti Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem (İZA MATE…) hadisi şerifile sadakati cariyeye teşvik buyurmuştur.

Cenabı Hak dahi büyük emirlerin emiri fukara ve yetimlerin yardımcısı hayrat ve hasenat sahibi ulema, suleha, sadatın muhibbi Mustafa Bey oğlu Hazreti İskender Paşa'yı tevfikına mazhar kılınca fukaraya hayırlı yardımı ulema ve sulehaya izzet ve ikrami hasebile çokça ecir ile mükâfet buyursun. İnsan yediğini tüketmiş, giydiğini eskitmiş, tasadduk ettiğini ibka etmiş olduğunu anladı da kalbi selimden maada mal ve evlâdın faide menfaat vermediği kıyamet gününde aziym olan Cenabı Hak'kın sevabını talep ve elim olan azabından kaçınarak bu vakıfların sudurine kadar elinde ve tahti tasarrufunda ve havzei temellükünde bulunan halis ve safi emvalini niyeti halisa ve taviyyeti safiye ile vakıf ve habis ve tebid ve tasadduk eyledi.

Vakfedilen Şeyler;

1 - Trabzon Beldesi'nde Kale haricinde bedesten kurbunda Hacı Kasım Mescidi mahallesinde kâin şimali tarikiâm kıblesi kenisani oğlu kuyumcu mihal milki ve yani oğlu ruhban milki şarki Abdullah oğlu Hamza milki garbi dalakçı kiryakos milki ile mahdut biri erkeklere diğeri kadınlara mahsus olmak üzre bilcümle hukuk ve levahik ve taraik ve tevabii ile iki hamamın tamamı.

2 - İskele kurbunda kâin şimali deniz şarki ve garbi tarikiâm kıblesi muazzame hatun vakfı ile mahdut dördü fevkani ve mütebakisi tahtani olmak üzre sekiz hücreyi müştemil mahzenin bilcümle hukuk ve levahiki tamamı.

3 - Vâkıfın İpekçi Yakup'tan satın aldığı kıblesi Hacı Kasım milki şarki Halepli Hoca Semman oğlu Hoca Mehmet milki garbi merkum yahşi Ali vakfı şimali tarikiâm ile mahdut dükkânın tamamı.

İSKENDER PAŞA VAKFI VAKFİYESİ

2

4 - Vâkıfın bina edip garbi ve şimali tarikiâm şarki nalbant dükkânı kıblesi Acem oğlu Mehmet milki ile mahdut hücre ve dükkânlar ile birlikte hanın tamamı.

5 - Kıblesi firenk hısarı yanındaki sokak, şimali deniz sahili garbi zağraf mahallesi ile mahdut fevkani bir odayı ve tahtani bir mahzeni müştemil ve berkoz namile müştehir menzilin bilcümle hukuk ve levahik ve tevabii ile tamamı.

6 - Zağraf Mahallesi'nde kâin kıblesi kuyumcu homrik milki şarki deniz şimali İskender milki ve zimmi bahçesi garbi tarikiâm ile mahdut mahzenin tamamı.

7 - Deniz sahilinde kâin kıblesi tarikiâm şimali deniz şarki değirmendere suyu garbi kızıltaş ile mahdut biri büyük mağara diğeri küçük mağara namile meşhur iki mağaranın ve bu mağaraların yanında bir kıta mezreaanın tamamı.

8 - Rize kasabasında kain biri mezbur kasabanın yefa mahallesinde vaki kıblesi akar su şarki ve şimali Todros oğlu kalinkoyofa milki garbi tarikiam ile mahdut ve suyu dağden cereyan edip mezbur kalinko tarlasına gider ve diğeri mezbur kasabasının ruşen mahallesinde derviş değirleni namile maruf ve yavastohloz milkinde vaki kıblesi ve şimali mezkür yavasto milki ile mahdut iki değirmenin bilcümle hukuk ve taraik ve tevabii ile tamamı.

9 - Of Nahiyesi'nde deniz kenarındaki mahzenler kurbunda bina edip mezbur vâkıf babası Mustafa beyin ruhi için kuran okunmasına tahsis eylediği ve tilavetini camiinin imamına şart eylediği değirmenin tamamı.

10 - Câmiin hariminde vaki meyveli ağaçlarla birlikte bahçenin tamamını camiinin hademesine şart eyledi.

Bu vakıfların galle ve varidatından mezbur beldenin (Trabzon) şark meydanında vâkıfın bina eylediği camiinin mesalihi ile mezbur camiin civarında bina eylediği medresinin mesalihine tayin eyledi. Vâkıf vakfının tevliyet ve nezaretini Yusuf oğlu Hacı Hüseyin'e sonra batnen bade batnin ve neslen bade neslin vâkıfın oğullarının erşedine eğer bunlar münkarız olursa vakıfın utekasının aslahına eğer bunlarda münkarız olursa o zamanki hakimin münasip ve layık gördüğü kimseye şart ve tayin eyledi.

Vakıf vakfın mahsulatından tevliyet ve nezaret hizmeti için yevmiye on dirhem tayin eyledi ve medresenin tedris hizmetini sağ oldukça ve nez, edilmemek şartı ile âlim, Fazıl Mevlâna Hacı Halil'e şart edip tedris hizmetine mukabil zamanında geçer akça yevmi on dirhem tayin eyledi. Mezbur camideki imamet hizmetine yevmiye beş dirhem, hitabet hizmetine yevmiye dört dirhem ve mezkur camideki müezzinlik hizmetine yevmiye dört dirhem ve mezbur camiin tenvir ve sair yayğılarını yaymak ve temizlik hizmeti için yevmiye iki dirhem, cami mahfilindeki reise bir dirhem, Cuma günü mezbur cami mahfilinde Kur'an okuyan dört nefer kurraye iki dirhem tayin eyledi.

İSKENDER PAŞA VAKFI VAKFİYESİ

3


Vâkıfın kabrinde her gün birer cüz okuyan üç nefer kurraya üç dirhem tayin eyledi. Mezbur camiin hasır ve yağına bir dirhem tayin eyledi. Şadravan ve helayıtemizleyen kimseye yarım dirhem, kitabet hizmetine yevmiye üç dirhem, cibayet hizmetine yevmiye üç dirhem tayin eyledi. İşbu cihetler mütevelliye arzedilmedikçe kaziye arzedilmemesini şart eyledi.

Vakfın mahsulatı masraflarına sarf edildikten sonra artan fazla cami ve medresenin rekabeleri hıfzedilmesini ve o fazladan hiç bir kimsenin infak edilmemesini şart ederek eimmeden cevazına kail olanların ictihatlarına binaen rucu ve dava ve lüzumine hüküm gibi tescil şartlarına riayet ettikten sonra sıhhat ve lüzumuna hükmedilmiş müseccel bir vakfı sahihi şer'i ile vakıf ve habis eyledi. Binaen aleyh evkafi mezküre bir vakfı lâzım oldu, satılamaz, rehin verilemez ve alınamaz, hibe edilemez varislerinin hayırlısı olan Cenabı Hak kürei arza ve üzerindekilere vâris olduğu tazahur edinceye kadar kimseye miras kalamaz. Vâkıfın ecir ve sevabi hayyü mübin sıfatlar ile muttasıf olan cenabı hakka aittir. Bunları duyduktan sonra her kim tebdil ederse vizruvebali tebdil edenlere aittir. Bu vakfiye dokuz yüz otuz sekiz senesi muharrem ayının gurresinde cari olup yazıldı.
--------------------
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakfiye 590 Numaralı Defter'in 213. sayfa, 187. sırasında kayıtlı (651. numaralı defterin 30. sayfa, 2. sırasında da kayıtlıdır.)

RODOSLU AHMED AĞA VAKFİYESİ


VAKFİYE (SULTAN II.BAYAZİD)

Sultan II. Bayezid (1481 - 1512) tuğralı.h.888 (1483) tarihli.

Altınla çekilmiş tuğrasının kenarları çok ince siyah mürekkeple tahrirlenmiş. Tuğranın iç ve dış beyzesi ile kürsü kısımları bulut, yaprak ve çiçek motifleriyle tezhiplenmiş. Alt kısmında kadıların tasdiki yer almakta. Vakfiyenin üst kısmındaki serlevha altın, lacivert, siyah ve bordo renkte döneminin tüm özelliklerini taşıyan motiflerle tezhiplenmiş. Serlevhanın ortasında Besmele yer almakta. Altın ve siyah mürekkep kullanılarak rık’a hatla yazılmış. “Öncelikle verdiği nimetlere karşılık Allah’a hamd ve Peygamber’imize ve arkadaşlarıma selamla başlar. İlim tahsil etmenin önemi, hayır ve bir malı başkalarının yararına olarak vakfetmenin önemi, hayır ve bir malı başkalarının yararına olarak vakfetmenin ehemmiyetinden bahsedilir. Dünyada ne ekilirse (ne iyilik yapılırsa) ahrette onun biçileceği belirtilir. Allah’ın rızasını gözeterek Defterdar Ahmed bey B. Abdullah’ın malını vakfettiğinden ve Allah’ın mükafatını kat kat vereceğinden bahsedilir. Vakfedilen yerin Dimetoka Nahiyesi’ne bağlı Ahmed Fakih diğer ismi Eceköy olan köyün tamamının olduğu belirtilir. Bundan sonra buranın alınıp satılamayacağı, mülk edinilemeyeceği ve miras bırakılamayacağından bahsedilir. Vakfın mütevelliliğini ölünceye kadar Ahmed bey kendisine hasr eder. Öldükten sonra nesilden nesile çocuklarına, bunların da nesli bittikten sonra kölelerinin en iyisine şart koşar. Bunların da nesli bittiği zaman o zamanın hakiminin seçeceği kişiye bırakır. Vakfa mütevelli olanların vakfa sahip çıkması ve hasılatlarını toplama görevi verilir. Vakfın gelirlerinin de bir takım görevlilere verilmesini şart koşar: - Gelirlerin bir kısmını kendisine şart koşar. - Otuz dirhemini mezarının başında hergün 12 adet İhlas Suresi’ni okuyup ruhuna hediye eden kişiye şart koşar. - Otuz dirhemini Kuran okumak için mezarına gelen kişilere mezarın kapısını açan, kapayan ve kandillerini yakan kişi ile kandil yağı ve hasır masrafı için şart koşar. - Otuz dirhemini vakfın rakabesine (ana parasına) şart koşar. - Bir kısmını dönemin naibm (hakim)lerinin yiyecek içecek ihtiyacı için şart koşar. - Sonra Müderris (üniversite hocası) Kasım’ı vakfına mütevelli tayin eder. Sonra buraların vakfedildiğine dair mahkeme kayıtları tutulup şahitlerin şahitliklerine müracaat edilir. Böylece bu köyün kesinlikle vakfedildiğine kadı huzurunda karar verilir. Bundan sonra bu vakfı değiştirmeye çalışanların, bu yolda girişimde bulunanların Allah’ın cezasına müstehakk olacakları ve lanetleneceklerinden bahsedilir. Bu vakfı yapanın sevabının da Allah tarafından kat kat verileceği belirtilir.” Şahitler: Mevlana Muslihiddin El-Kesteli, Mevlana Muhyiddin el-Hac Hasan, Sinan b. Mehmed, İshak b. İbrahim Büyük Vezir, Mevlana Hamid, Sinanüddin es-Suyusi, Mesih b. Abdülbay, Ahmed Çelebi Fenerli, Mevlana el Hac Muslihiddin Abdullah, Davut b. Abdülvedud, Sinan Çelebi Ohrili, Mevlana Muhyiddin. 49 satır. 322,5 x 28,5 cm.

MÜLKNAME-İ HUMAYUN

Mülkname-i Humayûn
Sultan III. Mehmed (1595-1603) tuğralı.h. 1004 (1595) tarihli.

Altınla çekilmiş tuğrası klâsik tarzda muhtelif renkte bulut motifleriyle tezhiplenmiş.Altın ve siyah mürekkep kullanılarak celî divanî hatla Konstantiniyye’de yazılmış. “Kanuni Sultan Süleyman döneminde vezir olan Mehmed Paşa’ya verilen ve ondan Lütfü Bey’e geçen Defteri Hakani’de kayıtlı olan Selanik Sidre Kadılıklarında Hortaç, Olgarunu, Zağlanya, Gülmerde, Rogarak, Doğancı Tikforum’da bulunan hudutları ve sınırları bütün hakları ile vaki, rüsumu örfiyesiyle malkiyeti belli olan çiftlikler, çayırlar, otlaklar, kışlaklar, ziraat olunur yerler ve bahçeler, Lütfü Bey’in vefatı ile kızı Sultan Zahide’ye intikal eder. Sultan Zahide’nin de vefatı üzerine yukarıda zikredilen yerler hukuk ve dine uygun olarak oğlu Mustafa’ya geçer. Kanuni Sultan Süleyman’ın da onayladığı bu mutasarrıf hakların Mustafa’ya verilmesini Sultan III Mehmed’inde onaylaması” hakkında. 13 satır.197,5 x 50 cm.

BERAT (TEMLİKNAME)

Sultan II. Bayezid (1481 - 1512) tuğralı.

h.888 (1483) tarihli. Altınla çekilmiş tuğrasının kenarları çok ince siyah mürekkeple tahrirlenmiş. Siyah mürekkep kullanılarak celî divanî hatla Edirne’de yazılmış. “Padişahın başarılı hizmetlerinden dolayı Dimetoka’ya bağlı Ahmed Fakih Köyü’nü mülk olarak istediği gibi kullanmak üzere Defterdar Ahmed Bey’e lütfeder. Bu mülkü satmak, kullanmak veya vakfetmek yollarından birini tercih etme hakkını da verir. Aynı zamanda bu malın kendi nesline intikal edeceği ve başkalarının buraya müdahele edemeyeceği” hakkında. Şahitler: Kazasker İbrahim b. Halil, Vezir Hafız b. Abdülhayy, Hazine-i Amire Defterdarı Abdullah b. Yusuf, Vezir Mesih b. Abdullah, Vezir İshak b. İbrahim, Kazasker Abdüsamed. 13 satır. 119 x 31 cm.Divan Şairi Ahmed Rıdvan (Tütünsüz Ahmed Bey) Ailesine ait.

http://www.rportakal.com/tr/urun-detayTR.asp?id=604

CEZAYİRLİ HASAN PAŞA VAKFİYESİ